Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
() - | Haber Girişi: 03.04.2021 - 16:37, Güncelleme: 01.01.1970 - 02:00

Eğitim Sen Burdur Şubesi Yürütme Kurulu; Risk altındayız aşı istiyoruz!

 

Eğitim Sen Burdur Şubesi Yürütme Kurulu; Risk altındayız aşı istiyoruz!

Kontrollü normalleşmeye geçilmesi sürecinde sağlıklı ve güvenli bir eğitim-öğretimin esas alınmasını isteyen Eğitim Sen Burdur Şubesi isteklerini dile getirmek için bir araya geldi.
Pandemi koşullarında eğitim emekçilerinin risk altında olduğunu belirten Eğitim Sen, güvenli bir çalışma ortamının sağlanması için öğretmenlerin de bir an önce aşılanması gerektiğini söyledi. Eğitim Sen Burdur Şubesi Yürütme Kurulu açıklamalarında; “Türkiye genelinde 2 Mart tarihinden itibaren toplu ve kontrolsüz bir normalleşmeye geçilmesinden bu yana geçen sürede Covid-19 vaka sayıları iki kattan fazla artmıştır. Salgının bu yayılımına karşın, aşının temini ve uygulaması konusunda da sağlıklı bir çalışmanın olmadığını görmekteyiz. Salgının hızla yayılması okulları, dolayısıyla eğitim ve bilim emekçilerini ve öğrencilerimizi olumsuz etkilemiştir.  Sendikamızın eğitim kurumlarında gerekli tedbirlerin alınması ve eğitim emekçilerinin tamamının aşılanması yönündeki talepleri dikkate alınmamış, okullar gerekli önlemler alınmadan açılmıştır. Eğitim Sen olarak bugüne kadar yaptığımız bütün girişimler, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’na acil aşılama ile ilgili olarak yaptığımız başvurulara verilen cevaplar, eğitim emekçilerinin aşılanmasına yönelik ciddi bir adımın atılmadığını ve buna dair sağlıklı bir planlamanın da olmadığını ortaya çıkarmıştır. Yüz yüze eğitime başlamadan önce tüm öğretmenlerin aşılanacağı bizzat Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından açıklanmıştır. Bizler kadar risk taşımayan Milli Eğitim Bakanı kameralar önünde aşısını olmuş, ancak sorumlusu olduğu eğitim emekçilerinin aşı olması için adım atmamıştır. Gelinen aşamada köylerde çalışan öğretmenlerin bir bölümü dışında eğitim emekçilerinin çok büyük bölümüne hala aşı yapılmamıştır. Eğitim emekçilerinin, öğrencilerin ve velilerin şehir içindeki hareketliliği öngörülerek kararlar alınması gerekirken, alınan kararlar ve uygulamalar virüsün yayılımını daha da arttırmıştır. Her gün yüzü aşkın yurttaşın Covid-19 salgını nedeniyle yaşamını yitirdiği bir dönemde, bilimsel araştırmalara dayalı olarak yapılacak sağlıklı bir eğitim planlamasıyla eğitim emekçilerinin iki doz aşısının tamamlanması beklenirken bu yapılmamış o dönemin vaka verilerine göre düşük ve orta riskli illerde ortaokullar ve liseler de açılmıştır. Öte yandan bulaş riski yüksek yaş grubundaki ortaokul ve lise öğrencileri de yüz yüze sınava çağrılarak virüsün yayılmasına adeta davetiye çıkarılmıştır. Toplu ve kontrolsüz açılmanın ardından, ortaokul ve liselerde yüz yüze eğitime başlanması ve zorunlu yüz yüze sınavlar sonrası pek çok öğrenci ve öğretmen Covid-19 virüsüne yakalanmıştır.  2 Mart sonrasında vaka, ağır hasta ve ölüm sayılarında yaşanan hızlı artış, eğitim emekçilerine aşıda öncelik tanınması yönündeki acil talebimizin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Öğretmenlerin, öğrencilerin, eğitim kurumlarında görev yapan yardımcı hizmetli, memur, idari ve teknik personelin, ailelerin ve toplumun sağlıklı yaşam hakkı iktidarın yanlış politikaları nedeniyle açık tehdit altındadır. Gerekli önlemler alınmadan böylesine büyük bir risk altında görev yapmaya zorlanmamızın sağlıklı yaşam hakkımıza müdahale anlamına geldiği açıktır. Bizlerin, aile bireylerimizin, öğrencilerimizin ve öğrenci velilerimizin hastalanması halinde başta siyasal iktidar olmak üzere sorumluluk MEB ve Sağlık Bakanlığı’nda olacaktır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi 4. sınıflardan başlayarak acil bir sınav programı dayatılmış, tüm eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler yeni bir karmaşanın içine atılmışlardır. Pandeminin eğitim-öğretimdeki sınıfsal ayrışmayı ve eşitsizliği acımasızca derinleştirdiği bu ortamda yapılan ve bilimsel dayanağı olmayan sınavlar iptal edilmelidir. Aşı kamusal bir haktır; bir lütuf değildir, ödediğimiz vergilerdir, emeğimizdir; sağlık hakkımızdır, yaşam hakkımızdır. Eğitim emekçilerinin, öğrencilerimizin, velilerin, halkın sağlık hakkı; öğrencilerimizin eğitim hakkı için aşı mücadelesi, yaşamlarımıza ve geleceğimize sahip çıkma mücadelesidir. Toplum sağlığı için, eğitim hakkı için, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı için aşı istiyoruz!” dedi. Haber Merkezi
Kontrollü normalleşmeye geçilmesi sürecinde sağlıklı ve güvenli bir eğitim-öğretimin esas alınmasını isteyen Eğitim Sen Burdur Şubesi isteklerini dile getirmek için bir araya geldi.

Pandemi koşullarında eğitim emekçilerinin risk altında olduğunu belirten Eğitim Sen, güvenli bir çalışma ortamının sağlanması için öğretmenlerin de bir an önce aşılanması gerektiğini söyledi.

Eğitim Sen Burdur Şubesi Yürütme Kurulu açıklamalarında;

“Türkiye genelinde 2 Mart tarihinden itibaren toplu ve kontrolsüz bir normalleşmeye geçilmesinden bu yana geçen sürede Covid-19 vaka sayıları iki kattan fazla artmıştır. Salgının bu yayılımına karşın, aşının temini ve uygulaması konusunda da sağlıklı bir çalışmanın olmadığını görmekteyiz. Salgının hızla yayılması okulları, dolayısıyla eğitim ve bilim emekçilerini ve öğrencilerimizi olumsuz etkilemiştir. 

Sendikamızın eğitim kurumlarında gerekli tedbirlerin alınması ve eğitim emekçilerinin tamamının aşılanması yönündeki talepleri dikkate alınmamış, okullar gerekli önlemler alınmadan açılmıştır. Eğitim Sen olarak bugüne kadar yaptığımız bütün girişimler, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’na acil aşılama ile ilgili olarak yaptığımız başvurulara verilen cevaplar, eğitim emekçilerinin aşılanmasına yönelik ciddi bir adımın atılmadığını ve buna dair sağlıklı bir planlamanın da olmadığını ortaya çıkarmıştır.

Yüz yüze eğitime başlamadan önce tüm öğretmenlerin aşılanacağı bizzat Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından açıklanmıştır. Bizler kadar risk taşımayan Milli Eğitim Bakanı kameralar önünde aşısını olmuş, ancak sorumlusu olduğu eğitim emekçilerinin aşı olması için adım atmamıştır. Gelinen aşamada köylerde çalışan öğretmenlerin bir bölümü dışında eğitim emekçilerinin çok büyük bölümüne hala aşı yapılmamıştır.

Eğitim emekçilerinin, öğrencilerin ve velilerin şehir içindeki hareketliliği öngörülerek kararlar alınması gerekirken, alınan kararlar ve uygulamalar virüsün yayılımını daha da arttırmıştır. Her gün yüzü aşkın yurttaşın Covid-19 salgını nedeniyle yaşamını yitirdiği bir dönemde, bilimsel araştırmalara dayalı olarak yapılacak sağlıklı bir eğitim planlamasıyla eğitim emekçilerinin iki doz aşısının tamamlanması beklenirken bu yapılmamış o dönemin vaka verilerine göre düşük ve orta riskli illerde ortaokullar ve liseler de açılmıştır. Öte yandan bulaş riski yüksek yaş grubundaki ortaokul ve lise öğrencileri de yüz yüze sınava çağrılarak virüsün yayılmasına adeta davetiye çıkarılmıştır.

Toplu ve kontrolsüz açılmanın ardından, ortaokul ve liselerde yüz yüze eğitime başlanması ve zorunlu yüz yüze sınavlar sonrası pek çok öğrenci ve öğretmen Covid-19 virüsüne yakalanmıştır.  2 Mart sonrasında vaka, ağır hasta ve ölüm sayılarında yaşanan hızlı artış, eğitim emekçilerine aşıda öncelik tanınması yönündeki acil talebimizin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur.

Öğretmenlerin, öğrencilerin, eğitim kurumlarında görev yapan yardımcı hizmetli, memur, idari ve teknik personelin, ailelerin ve toplumun sağlıklı yaşam hakkı iktidarın yanlış politikaları nedeniyle açık tehdit altındadır. Gerekli önlemler alınmadan böylesine büyük bir risk altında görev yapmaya zorlanmamızın sağlıklı yaşam hakkımıza müdahale anlamına geldiği açıktır. Bizlerin, aile bireylerimizin, öğrencilerimizin ve öğrenci velilerimizin hastalanması halinde başta siyasal iktidar olmak üzere sorumluluk MEB ve Sağlık Bakanlığı’nda olacaktır.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi 4. sınıflardan başlayarak acil bir sınav programı dayatılmış, tüm eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler yeni bir karmaşanın içine atılmışlardır. Pandeminin eğitim-öğretimdeki sınıfsal ayrışmayı ve eşitsizliği acımasızca derinleştirdiği bu ortamda yapılan ve bilimsel dayanağı olmayan sınavlar iptal edilmelidir.

Aşı kamusal bir haktır; bir lütuf değildir, ödediğimiz vergilerdir, emeğimizdir; sağlık hakkımızdır, yaşam hakkımızdır. Eğitim emekçilerinin, öğrencilerimizin, velilerin, halkın sağlık hakkı; öğrencilerimizin eğitim hakkı için aşı mücadelesi, yaşamlarımıza ve geleceğimize sahip çıkma mücadelesidir.

Toplum sağlığı için, eğitim hakkı için, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı için aşı istiyoruz!” dedi.

Haber Merkezi

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.