Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
() - | Haber Girişi: 16.03.2021 - 14:27, Güncelleme: 01.01.1970 - 02:00

Eğitim Sen Şube Başkanı Çiçek; Eğitimde madalyonun öteki yüzü: Vakalar artıyor! Tedbirler alınmıyor!

 

Eğitim Sen Şube Başkanı Çiçek; Eğitimde madalyonun öteki yüzü: Vakalar artıyor! Tedbirler alınmıyor!

Eğitim Sen Şube Başkanı Sedat Çiçek, kovid-19 salgınının eğitime olan olumsuz etkileri hakkında yazılı açıklamada bulundu.
Yüz yüze eğitimin devam ettirilebilmesi için aşının hayati öncelikte ilk tedbir olduğunu ve tüm eğitim emekçilerinin aşılanmasının seferberlik düzeyinde hızla ve bir an önce yapılmasının sağlanması gerektiğini vurguladı. Eğitim Sen Şube Başkanı Sedat Çiçek konuyla ilgili açıklamasında; “Kovid 19 salgınının dünyada ve Türkiye’de tüm ekonomik ve sosyal yaşama olumsuz etkilerinden en fazla etkilenen alanlardan biri de eğitim-öğretim alanı olmuştur. Birçok ülke salgına karşı mücadele yürütürken yapmış olduğu düzenlemelerde sağlıklı ve güvenli eğitimi gözeten ve planlamalarının öncelikli noktasına taşıyan bir çalışma izlemiş olmasına rağmen ne yazık ki ülkemizde en gerilerde ve neredeyse dikkate alınmayan bir alan olmaktan kurtulamamıştır. Ülkemizde şu ana kadar 8 milyonu birinci doz 3 milyonu ikinci doz olmak üzere yapılan 11 milyon aşı içinde eğitim emekçilerinin aşılanmasının 80 binde kalmış olması da bu yaklaşımın bir sonucudur.   Eğitime ayrılar bütçe düşük seviyede MEB’in 1 yıldır devam eden salgın sürecinde uzaktan eğitime de yüz yüze eğitime de yeterince hazırlık yapamamasının nedeninin strateji geliştirme, planlama yapma ve karar alma süreçlerinde yaşanan sistemsel kriz olduğu açıktır. Eğitime ayrılan bütçenin çok düşük seviyede olması dolayısıyla ne ek kadro istihdamı ne okullarda fiziki yenilenme ne de gerekli teknolojik ilerleme sağlanamamaktadır. Ekonomik, sosyal, siyasal politikalar derin bir krizi yaşarken eğitim alanının da kötü yönetilmesi beklenen bir gelişme olsa da bu durum eğitim emekçileri ve veliler tarafından kabul edilmemeli, izlemede kalınmamalıdır. Tam tersine sağlıklı ve güvenli eğitim hakkı talebini ısrarla dile getiren toplumsal sesin yükseltilmesi gerekmektedir. Gelir seviyesi oldukça düşmüş olan toplumun bir de çocuklarının eğitimsiz kalması ülkemizin geleceği açısından çözüm bekleyen bir probleme dönüşmüştür. Uzaktan eğitim döneminde mağduriyet yaşayan yoksul ailelerimizin çocukları, kırsal kesimde olanakları olmayan çocuklarımız, eğitimden kopan ve ağırlıkla tarımda işçi olarak çalıştırılan çocuklarımız, eğitimden koparılan kız çocuklarımız büyük bir istekle yüz yüze eğitimi beklerken onlara sağlıklı ve güvenli bir eğitim ortamı sunulmaması en büyük kaygımız ve mücadele gerekçemizdir.   Yüz yüze eğitim ek bütçeli zorunlu kılmakta Salgın koşullarında yüz yüze eğitime geçmek ciddi bir stratejiyi ve buna uygun ek bütçeyi zorunlu kılmaktadır. Uzaktan eğitimde milyonlarca öğrenciyi tabletten, bilgisayardan ve internet desteğinden yoksun bırakan MEB bu kez de yüz yüze eğitimde eğitim emekçilerini aşısız bırakmış, öğrencileri seyreltilmiş sınıflara yeterince kavuşturamamış, ihtiyaç oranında ek kadro atamamış, her okula bir sağlık personeli görevlendirememiş, öğretmen odaları, öğrenci ve öğretmen tuvaletleri çoğaltılamamış, sağlıklı ulaşım konusunda strateji geliştirilmesine öncülük edememiştir.   Mevcut durumda okullarımızda ki tablo giderek ağırlaşırken, Bakan Ziya Selçuk her şey yolundaymış gibi okul gezileri yapmakta, öğrencilerle ve öğretmenlerle kısa süreli buluşmalar gerçekleştirmekte ve bu görüntüleri sosyal medyada sergilemektedir. Ancak gerçeğin kendisi bu değildir. Madalyonun bir de görünmeyen gösterilmeyen öteki yüzü vardır. Bugün açıkladığımız ikinci vaka tespit tablosu işte bu yüzü göstermektedir. Vakalarla birlikte karantinaya alınan öğrenci, öğretmen, sınıf, yurt ve okul sayıları her geçen gün artmaktadır. Öğrenci vakalarının ağırlıklı olarak ortaöğretimde görünüyor olması tesadüfi değildir. Talep ve uyarılara kulaklarını tıkayan MEB ortaöğretimin tüm kademelerinde yüz yüze sınavdan vazgeçmemiş ve 12. Sınıfların yanı sıra birçok bölgede 9, 10 ve 11. sınıflarda yüz yüze eğitime başlamıştır. Salgın bulaş riskinin yüksek olduğu bu yaş gruplarını, tedbirlerin bu kadar yetersiz olduğu bir dönemde yüz yüze eğitime ve sınava alma ısrarı anlaşılır bir durum değildir. Tablo incelendiğinde öğrenciler açısından bulaş riskinin en düşük yaş grupları olan anaokulları, ilkokullar ve ortaokullarda eğitim emekçisi vakalarının da yaygın bir şekilde mevcut olduğu görülmektedir.   Aşı hayati öncelik Bilinmelidir ki sendikamızın olanakları ölçüsünde ulaştığı verilerden oluşan bu tablo gerçeğin bir kısmıdır.  Tablomuzun açık bir biçimde gösterdiği şudur; salgına karşı en öncelikli tedbir olan aşının halen eğitim emekçileri için yaygınca yapılmayışı yüz yüze eğitimin sürdürülebilirliğini risk altına almaktadır çünkü vakalar ciddi oranda artmaktadır. MEB, yüz yüze eğitimin devam ettirilebilmesi için aşının hayati öncelikte ilk tedbir olduğunu bilmeli ve tüm eğitim emekçilerinin aşılanmasının seferberlik düzeyinde hızla ve bir an önce yapılmasını sağlamalıdır. Diğer tüm tedbirleri de ivedilikle hayata geçirmelidir. Eğitim Sen olarak MEB’in yüz yüze eğitimi istiyormuş gibi yapıp hiçbir tedbir almamasını kabul etmeyeceğimizi ve çocuklarımızın hakkı olan sağlıklı ve güvenli ortamlarda yüz yüze eğitim için tüm tedbirlerin alınması mücadelesini yürüteceğimizi bir kez daha belirtiyoruz.” Dedi. Haber merkezi
Eğitim Sen Şube Başkanı Sedat Çiçek, kovid-19 salgınının eğitime olan olumsuz etkileri hakkında yazılı açıklamada bulundu.

Yüz yüze eğitimin devam ettirilebilmesi için aşının hayati öncelikte ilk tedbir olduğunu ve tüm eğitim emekçilerinin aşılanmasının seferberlik düzeyinde hızla ve bir an önce yapılmasının sağlanması gerektiğini vurguladı.

Eğitim Sen Şube Başkanı Sedat Çiçek konuyla ilgili açıklamasında;

“Kovid 19 salgınının dünyada ve Türkiye’de tüm ekonomik ve sosyal yaşama olumsuz etkilerinden en fazla etkilenen alanlardan biri de eğitim-öğretim alanı olmuştur. Birçok ülke salgına karşı mücadele yürütürken yapmış olduğu düzenlemelerde sağlıklı ve güvenli eğitimi gözeten ve planlamalarının öncelikli noktasına taşıyan bir çalışma izlemiş olmasına rağmen ne yazık ki ülkemizde en gerilerde ve neredeyse dikkate alınmayan bir alan olmaktan kurtulamamıştır. Ülkemizde şu ana kadar 8 milyonu birinci doz 3 milyonu ikinci doz olmak üzere yapılan 11 milyon aşı içinde eğitim emekçilerinin aşılanmasının 80 binde kalmış olması da bu yaklaşımın bir sonucudur.

 

Eğitime ayrılar bütçe düşük seviyede

MEB’in 1 yıldır devam eden salgın sürecinde uzaktan eğitime de yüz yüze eğitime de yeterince hazırlık yapamamasının nedeninin strateji geliştirme, planlama yapma ve karar alma süreçlerinde yaşanan sistemsel kriz olduğu açıktır. Eğitime ayrılan bütçenin çok düşük seviyede olması dolayısıyla ne ek kadro istihdamı ne okullarda fiziki yenilenme ne de gerekli teknolojik ilerleme sağlanamamaktadır. Ekonomik, sosyal, siyasal politikalar derin bir krizi yaşarken eğitim alanının da kötü yönetilmesi beklenen bir gelişme olsa da bu durum eğitim emekçileri ve veliler tarafından kabul edilmemeli, izlemede kalınmamalıdır. Tam tersine sağlıklı ve güvenli eğitim hakkı talebini ısrarla dile getiren toplumsal sesin yükseltilmesi gerekmektedir. Gelir seviyesi oldukça düşmüş olan toplumun bir de çocuklarının eğitimsiz kalması ülkemizin geleceği açısından çözüm bekleyen bir probleme dönüşmüştür. Uzaktan eğitim döneminde mağduriyet yaşayan yoksul ailelerimizin çocukları, kırsal kesimde olanakları olmayan çocuklarımız, eğitimden kopan ve ağırlıkla tarımda işçi olarak çalıştırılan çocuklarımız, eğitimden koparılan kız çocuklarımız büyük bir istekle yüz yüze eğitimi beklerken onlara sağlıklı ve güvenli bir eğitim ortamı sunulmaması en büyük kaygımız ve mücadele gerekçemizdir.

 

Yüz yüze eğitim ek bütçeli zorunlu kılmakta

Salgın koşullarında yüz yüze eğitime geçmek ciddi bir stratejiyi ve buna uygun ek bütçeyi zorunlu kılmaktadır. Uzaktan eğitimde milyonlarca öğrenciyi tabletten, bilgisayardan ve internet desteğinden yoksun bırakan MEB bu kez de yüz yüze eğitimde eğitim emekçilerini aşısız bırakmış, öğrencileri seyreltilmiş sınıflara yeterince kavuşturamamış, ihtiyaç oranında ek kadro atamamış, her okula bir sağlık personeli görevlendirememiş, öğretmen odaları, öğrenci ve öğretmen tuvaletleri çoğaltılamamış, sağlıklı ulaşım konusunda strateji geliştirilmesine öncülük edememiştir.

 

Mevcut durumda okullarımızda ki tablo giderek ağırlaşırken, Bakan Ziya Selçuk her şey yolundaymış gibi okul gezileri yapmakta, öğrencilerle ve öğretmenlerle kısa süreli buluşmalar gerçekleştirmekte ve bu görüntüleri sosyal medyada sergilemektedir. Ancak gerçeğin kendisi bu değildir. Madalyonun bir de görünmeyen gösterilmeyen öteki yüzü vardır. Bugün açıkladığımız ikinci vaka tespit tablosu işte bu yüzü göstermektedir. Vakalarla birlikte karantinaya alınan öğrenci, öğretmen, sınıf, yurt ve okul sayıları her geçen gün artmaktadır. Öğrenci vakalarının ağırlıklı olarak ortaöğretimde görünüyor olması tesadüfi değildir. Talep ve uyarılara kulaklarını tıkayan MEB ortaöğretimin tüm kademelerinde yüz yüze sınavdan vazgeçmemiş ve 12. Sınıfların yanı sıra birçok bölgede 9, 10 ve 11. sınıflarda yüz yüze eğitime başlamıştır. Salgın bulaş riskinin yüksek olduğu bu yaş gruplarını, tedbirlerin bu kadar yetersiz olduğu bir dönemde yüz yüze eğitime ve sınava alma ısrarı anlaşılır bir durum değildir. Tablo incelendiğinde öğrenciler açısından bulaş riskinin en düşük yaş grupları olan anaokulları, ilkokullar ve ortaokullarda eğitim emekçisi vakalarının da yaygın bir şekilde mevcut olduğu görülmektedir.

 

Aşı hayati öncelik

Bilinmelidir ki sendikamızın olanakları ölçüsünde ulaştığı verilerden oluşan bu tablo gerçeğin bir kısmıdır.  Tablomuzun açık bir biçimde gösterdiği şudur; salgına karşı en öncelikli tedbir olan aşının halen eğitim emekçileri için yaygınca yapılmayışı yüz yüze eğitimin sürdürülebilirliğini risk altına almaktadır çünkü vakalar ciddi oranda artmaktadır. MEB, yüz yüze eğitimin devam ettirilebilmesi için aşının hayati öncelikte ilk tedbir olduğunu bilmeli ve tüm eğitim emekçilerinin aşılanmasının seferberlik düzeyinde hızla ve bir an önce yapılmasını sağlamalıdır. Diğer tüm tedbirleri de ivedilikle hayata geçirmelidir. Eğitim Sen olarak MEB’in yüz yüze eğitimi istiyormuş gibi yapıp hiçbir tedbir almamasını kabul etmeyeceğimizi ve çocuklarımızın hakkı olan sağlıklı ve güvenli ortamlarda yüz yüze eğitim için tüm tedbirlerin alınması mücadelesini yürüteceğimizi bir kez daha belirtiyoruz.” Dedi.

Haber merkezi

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve burdurgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.